22 Şubat 2011 Salı

sabaha kadar susmak vardı şimdi

Susmak... Uyumadan, öylece ve günde bırakılan tamam olmamışları düşümeden, gölgelerinle dertleşmeden kendiliğinden gecenin tonuna uymak. Mevsim, mevsimi çağırıyor. Neden o beyazı istiyorum? Vücudumun ve aklımın bir kısmınının soğumuş olmasından başka ne kaldı o mevsimden ? Dünyanın ihtişamı karşısında dillere kendiliğinden ket vurulduğu o zamanların birinde; bir doğu gölü, hemen üstünde alabildiğine büyümüş parlak ay ışığı...Tümü karla kaplı yeryüzüne çarpar.Gecedir, ancak gözleri olduğu kadar kalpleri de yakan bir parlak mavi-beyaz renk taşar yüzeyden.Kalın giysileri delip içimize,binbir kaygı ve düşüncenin set kurduğu, şarap sarhoşu bitab düşmüş beynimize girer. Ne düşüncelerin sesi vardır, ne de bir fısıltı. Tek duyulan minicik dalgaların bıraktığı izdir karla kaplı ayaklarımıza. Susmak; yaşamın hiç beklenmedik güzelliğine yakın olduğunu duymak için,susmak geceye...Uyumadan ve uyarak yaşamanın büyüsüne, sadece susmak vardı şimdi. Amaçlamadan, istemeden, sırf mutluluğun bu türlüsünü kalbe kazımak için.

Bir büyük yanılgıdır, söyleşerek paylaşmak bir nefesi biriyle. Düş, o nefesin kendisini paylaşmaktır insanla. Hani uyurken yanıbaşımızda duran su duruluğunda ve sessizliğinde hem de.

Şimdi bir yandan ilkbahara dair sözcükler söylenmekte, diğer yandan da bir başka parçasında yaşamın, kar yağacağını müjdelemekte biri gülümseyerek bana. Belki yağar, belki yağmaz. Yine de mevsimler değil mi yenileyecek olan bizi?

Ah, susmak vardı şimdi bu notları yazmak yerine. Aynı o zeytin ağaçlarının karla ilk tanıştıkları, yapraklarında olabildiğince tuttukları günkü sessizlikleri gibi.

Shadow Blues/Laura Veirs

8 yorum:

y. dedi ki...

gölgelerin gölgesinde geçerken ve ararken en çok da kendi gölgemizi yitip gitmeyi de göze almamış mıydık, gene de korktuk. diyordu ki okuduğum bir metinde; "tek bir gün bile birdenbire büyümek için yeterli. bazen duyduklarını sindirebilmen için , hemen o an büyümen gerek. sıkı sıkıya tutmak istediğin masumiyetin eli seninkini tutmayan cansız bir el. bilmek istediğinden fazlasını bilmek susmayı öğrenmekten başka neyi getirir? susmayı bilmek, susabilmek en çok senden götürür. sana teğet geçen bu hayatların kendi hayatın olmadığını tekrarlamak, kendine dönmek: kendime verebileceğim tek tavsiye."
tekrarlayalım mı, bilmek lanetimizir.
kar ise istanbula küskün, iki sen önce yaptığıız kar meleklerinden eser yok, bizse donmuş sulardan melek yapmayı özlüyoruz.

deep dedi ki...

ödülün var bende.

silencio dedi ki...

y. ,
Tekrarlayalım; bilmek lanetimizdir. Günün en karmaşık anlarında bile, dilimin ucunda ve caddeyi adımladığım ayak uçlarımda hep aynı dileği tekrarlıyorum kendime; yitip gitmek korkusunun içimden çıkması. Yitmeyi veya gitmeyi arzuladığımızdan değil elbet, beyin kıvrımlarımızın daha rahat nefes alması için sadece. Bir ufacık gün parçasını, kendi kaygılarımızdan uzakta geçirmek belki. Biliyor musunuz, "teğet geçen hayatların, kendi hayatın olmadığını tekrarlamak" cümlesi şimdiye kadar duyduğum en içten ve tek gerçek teselli... Buna tutunmayı düşünüyorum, başka ne desem az.
İki yıl olmuş demek son kardan bu yana. O gün işe güce boşvermiş, bir yolunu bulup kaçmıştım beyaza. Ve tüm gün neredeyse, meleklerden sözeden bir şarkı vardı kulağımda. Şimdi kar ve melek deyince, o şeffaf iple örülmüş yaşamlara bir kez daha inandım. Gün biterken, "inanıyor olmak" hala , sanırım buzdan meleklerin varlığına kanıt olmakta. Sizin çok güzel deyiminizle; kıymetle...
P.S: Bu geceye not düşmek için izninizi isteyeceğim bir de.

deep,
Varlığından hoşnutum, sağol, hep var ol. Sağlıkla kal.

y. dedi ki...

demek sizin de beyninizin içindeki o küçük kurtçuk, devamlı çalışıyor. iki koca yıl oldu son kardan bu yana, üstelik karın bizi bıraktığı yerde de değilim ben, sanki yirmibeşle otuz arasında büyüdüğümden iki kat daha fazla büyüdüm otuzla otuzdört arasında, üstelik beş yaşını da çoktan geçtiğim düşünülürse, çürümem bitmiş, evrene dağılmışımdır.
bazen inanmak herşeyimiz olur, işaretlere inanırız, o tek bir an birşey olsun ve o varlığı gerçek kılsın isteriz, en azından ben çok isterim, hep isterim.

p.s; geceye notları severim, geceyi ve gördüklerimi sevdiğim kadar, bekliyoruz o zaman sabırsızlıkla bakalım bu gece ne üfleyecek rüzgar, ne fısıldayacak melekler.

kıymetle...

silencio dedi ki...

Çürümekten, yeniden varoluşu gerçekleştirmeyi anlıyorum ben, en azından bunun çabasını. Yoksa çürüyenleri bilirim az çok, şimdilik kısa bir bakışta görüp bildiğim yeşile çalan dallar engel bunu kabullenmeme. Diğer yandan evrene dağıldığınızı,aslında katıldığınızı da bildim, aynılıktan uzaklaştığım bu yerde. İyi ki...

Güzel geceler olsun, kıymetle.

Larenta dedi ki...

Çok hoş bir kare..

silencio dedi ki...

Larenta,
Bazen, öylesine yaşadığımız günlerden kalan kareler, sonradan yerini buluyor yaşamda. Kar özlenen bu günlerde olduğu gibi.
sağlıkla.

Lô - Lâ dedi ki...

sabaha susarak girmek ..

fena