25 Eylül 2011 Pazar

Prag Sonbaharı

Evet, haklıydı en başta. Çok fazla gülümsemiyordum son zamanlarda. İstemediğimden değil, aşksızlıktan kendime ve bir başkasına. O zaman bu şehre geldim. İlkin gece gördüm o eskiyi, ve yeni olan her şeye savaş açarcasına yükselen ışıklı kulelerini, o kulelerin nehirde yansımalarını,hayatı bir kez daha kalbe bağlayan köprülerini... yüzünü, o bembeyaz ve sıcak tenini.
Sonra yürüdüm, çok yürüdüm. Ayaklarımı hissedemez oluncaya dek. Gündüz vaktini aklımdaki yağmur düşleri ile eritircesine. Bir özelliği, kendince bir karakteri olan tüm yerler ve insanlar gibi, geceleyin daha sevilesi oluyordu şehir. Nefesler birbirine karışıyor, öpüşler şimdiye dek en çok acımış olan yerlere konuyor ve bir kaç gün sonra ayrılacağı bilinen bedenler sarılıyor birbirine sabaha dek. Kulakta bir fısıltı gibi sesi, hiç kaybolmuyor işte ne yapsam.
Bir sonbahardı böyle karşılanan, şölenden daha büyük bir hazla, aşkla, nefesle.  Geceleyin o metronomun olduğu parkta nehre, şehre, birbirimize bakarkenki kadar sessiz kalmalıydım aslında, biliyordum bunu. Şimdi yapamıyorum ne var ki. Ayrılmaya ve unutmak zorunda olmaya bu kadar yakınken, susamıyorum bir türlü ne kadar istesem de.

Gizlice bir taş alıp atıyorum cebime, o çok sevdiği ve ara sıra koşmaya gittiği parktan. Ve içime, aynı bir evin anahtarı gibi, kaybetmeyeceğim bir yere atıyorum çay içtiğimiz yerin fotoğrafını.
               
Şimdi, ayrılışa saatler kala, o en son içtiğimiz "erken" şarabın   rengine benziyor duyduklarım. Bu hayatta en güzel olanlar, sanırım hep "erken" bitiyor. Yine de bu, ömrüm olduğunca o dudakların tadını ve o nefesin kokusunu unutacağım anlamına gelmiyor.

Derken; işte bir kaç gün öylesine ağır, biraz tuhaf- çünkü başıma gelmedi böylesi önceden- ve sarı-beyaz kıvamda bir aşk ile böyle sona eriyor. Prag bana bir sonbahar sunuyor, tadını unutmuş olduğum, bir gülümseyiş ile birlikte. Bense Vltava Nehri'ne bir kaç damla gözyaşı bırakıyorum karşılığında. Böylece anlamış oluyoruz birbirimizi, kısa bir sımsıkı sarılışla ayrılıyoruz.

4 yorum:

elef ∞ dedi ki...

Herkes sonbaharı Prag'da yaşamalı gibi geliyor artık. ve aşık olna herkes Prag'a gitmeli..

silencio dedi ki...

Öyle umalım evet. Bazı şehirlerde sahiden kendini ve o eski aklını, bir süreliğine de olsa unutup, öylece aşka teslim olunabiliyormuş diye. Teşekkürler.

suvebeyaz dedi ki...

sonbaharda prag'da olucam diye bikaç haftadır yerimde duramıyordum, ama iptal oldu :( yazını okuyunca iç geçirdim öylece fotoğraflara bakıp, çok güzel..

silencio dedi ki...

Yakın bir zamanda gidersin umarım ki her mevsimin güzel olduğunu söylüyorlar. Başka bir mevsimin fotoğraflarını çekersin hatta ve ben de onlara bakarak iç çekerim bu kez olmaz mı ?