26 Ağustos 2014 Salı

Habana Blues

Kaç zaman oldu ? Bir bütün yaz neredeyse. Bu sıcak sürdükçe her gün daha fazla akla gelen, huzursuz düşlere salan bir ülke beynin bir köşesinde. Hani tembelliği bırakıp öykülerini öyküme katacağım insanları düşünmek istemekle geçen zaman. Kimse inanmaz bunu ne kadar istediğime. Hiç bir inanışa yetecek eyleme sahip olmadığımdan veya zamana. Anlatmak ve. Saatlerce konuşabilecekmiş, ses çatallaşmadan, gözlerini arada kısarak, dudağın bir kenarı ile belli belirsiz bir gülüşle hani. Ondan mı tanımadığım birine anlattım o kadar ? Tanımadığına anlatmak bazen daha kolay olur yaygın fikrinden değil, onda bir umut görmekten. Arada bir umut görmeyi özlemekten.

Hangi mesafe daha kısa ? Önümdeki son yaz günlerinde yanıtını kendime vermem gereken soru bu. Her gün gördüklerim, aynı şehirde yaşadıklarım, görmesem de bilmesem de yanından geçip gittiğim kimbilir kaç hikayesine aşık olup, bir o kadarından nefret edeceklerim mi, yoksa uzak bir cennet ülkesinde bir günde, ve sadece o günde o eski rahat hazdan ve sevgiden beni pamuğuna sarmalayan bir yatakta birlikte uzandığım mı ? Bu topraklarda her gün kötülük hakim olurken ve o henüz birazını biliyor olduğumuz kötücül güç her an biraz daha bizi birbirimizden koparıp mesafemizi çoğaltırken, neyin umudunu takip edeceğini şaşırmışken, bilemezken, e doğal olarak ölüyken, ölmüşken.

Her ihtimalde hüzün var, en üzücü olanı bu. Artık acısız bir seçim yapılamıyor, yapılabilen bir zaman var mıydı tarihte onu da bilmemekle birlikte. Artık bizi en az öldüreni seçmek zorunluluğu var. Hüznün ölçüsünü ölümün şiddeti belirliyor. Bir ten var işte orada, bir ruh belki ardında, bir düşünce geceler boyu uyutmayan. Bir buluşma, bir yolculuk, bir deneme. Ya olmazsa; o zaman melenkolinin topraklarında biraz daha yakın dolaşacak ölüm demektir.

Hiç bir yer bilmiyorum ki ben orada herkes mutlu olsun. Böyle demişti biri yakınlarda.
Orada olmak gerek o "yakında".



23 Temmuz 2014 Çarşamba

Sevmek



Querer- Sevmek / Cirque du Soleil

" Sevmek
Kalpten, derin
Utanmadan, nedensiz
Tutkunun ateşi ile

Sevmek
Geriye bakmadan
Sadece gözlerine doğru bakarak
Her zaman ve daha fazla

Sevmek aşkla
Savaşma gücü bulabilmek için rüzgara karşı
Ve uçmak
Keşfetmek denizin güzelliğini

Sevmek
Paylaşabilmek yaşamaya susamışlığımızı
Ve bize hediye olarak aşkı veren bu hayatı

Sevmek
Cennetle deniz arasında
Yerçekimi olmadan
Özgürlük hissiyle

Sevmek
Asla beklemeden
Sadece sunmak için sunmak

Sevmek aşkla
Savaşma gücü bulabilmek için rüzgara karşı
Ve uçmak
Keşfetmek denizin güzelliğini

Sevmek
Paylaşabilmek yaşamaya susamışlığımızı
Ve bize hediye olarak aşkı veren bu hayatı

Sevmek,
Kalpten, derin
Utanmadan, nedensiz
Tutkunun ateşi ile
Ve uçmak "

21 Temmuz 2014 Pazartesi

geceye not


İyi ki doğmuş O, ölümüm ve yeniden doğuşum.
Felicidades mi querido.

12 Haziran 2014 Perşembe

Nymphomaniac

"Birinin hayatını almanın zor olduğunu söylerler. Bense almamanın zor olduğunu düşünüyorum"

                                                                                                               Nymphomaniac, Lars Von Trier




22 Mayıs 2014 Perşembe

Los Hermanos by Lhasa de Sela on Grooveshark

 "bir sürü kardeşim var, sayamayacağım kadar
   dağdaki vadide, ovada ve denizde
    her birinin çalıştığı iş, her birinin sahip olduğu düşler
    gelecekteki umutları ve geçmişteki hatıraları... "

21 Mayıs 2014 Çarşamba


Symphony No. 3 in F Major Op. 90: Poco Allegretto by Brahms on Grooveshark Vivaldi-Sposa Son Disprezzata by Cecila Bartoli on Grooveshark

söylenmeyen

Amaçsızlık, itaat etmek, körelmek, günde beş seans parmaklıklı pencereden bahçeye bakıp sigara-kahve tüketmek, ömür tüketmek, sessizce, söylemeden.
Synecdoche New York adında bir film seyretmek, bir ben ölmüyormuşum demek, demek ama yine ölmek. Bir ben ölüyormuş gibi uyanmak giderek sıcaklaşan, nemi çoğalan, kendisi kuruyan dünyaya.
Bir umut varmış rolü yapmak, geçen zamana bakıp. Dertlenmek, Chopin dinlemek uzaklaşma hayali ile. O insan Chopin dinliyor muydu sahiden de söylediği gibi ? diye iç geçirip şaşırmak, inançsızlık diz boyu herkeste ve herkese.
Sonra inançsız olmaya hak bulup, utanmak. Utanacak onca şey arasından bir bunu bulup çıkarmak.
Ölmemek için güne karışanları haklı bulmak, günün griliğine boş bir inat renkli giysiler giyenleri yadırgamamak. Bu yadırgamayıştan -artık- öfke bile duymamak.
Cezalandırılır gibi sevişmeyi dilemek, hoyratça tersyüz edilmiş bulmak kendini, daha yalnız, daha ölü.
Ruhun karanlığını söyleyememek, bir söylense bitecek her şey, yeniden başlar mı bilinmez ama bitecek en azından bu. "Bitmiyor, işte bu bitmiyor" Beckett' in dediği gibi. O söylemiş, ama bugün söyleyememek. Öyle bir söyleyememek ki, tek bir seferde acının bitmesi varken, her gün katlanmak zorunda bırakan.